• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

RANDEVU TAKVİMİ
İLETİŞİM BİLGİLERİ
Adres:
Kenedy Caddesi Örnek Apt. No:35/7 Tunalı Hilmi / ANKARA

Telefon:
0(312) 417 38 38

Faks:
0(312) 417 70 75

Email:
info@adnancansever.com
GELEN E-POSTALAR
SİTE HARİTASI

SIKÇA SORULAN SORULAR

Psikiyatrist kimdir?

Üniversitelerin tıp fakültelerinden mezun olmuş ve ruh sağlığı ve ruhsal hastalıklar konusunda uzmanlık eğitimi almış hekimdir. Psikiyatri (ruh hekimliği) tıpta uzmanlık dallarından biridir. Bu uzmanlık dalının konusunu ruh sağlığı ve ruhsal bozukluklar oluşturur. Psikiyatri uzmanının ana uğraşı alanı, ruhsal bozuklukların tanı, tedavi ve önlenmesi ve ruh sağlığının geliştirilmesidir. Hastasının ruhsal sağlığı yanında, tıbbın diğer alanlarında çalışan meslektaşları gibi hastasının bedensel sağlığını da dikkate alır.

Psikolog Kimdir?

Psikiyatrist ve psikolog birbirinden farklıdırlar. Psikiyatristler tıp fakültesi sonrası uzmanlık alanı olarak psikiyatriyi seçenler tıp doktorlarından oluşmakta iken, psikologlar sosyal bilimlerden tercihini psikoloji eğitimi üzerine yapanlardır. Psikiyatri biliminin temel ilgi alanı ruhsal bozuklukların tanı, tedavisi ve önlenmesi iken, psikoloji ağırlıklı olarak normal insan ve hayvan davranışlarını ve bu davranışlarla ilişkili psikolojik, sosyal ve biyolojik süreçleri inceleyen bir alandır. Bu iki meslek grubunun temel farklılıkları olmasına karşın, birbirlerini tamamlayıcı ortak ilgi alanları olduğu bir gerçektir.

Kime Başvurmalıyım?

Ülkemizde insanlar ruhsal sorunlarla uğraşanların tanımlamasını yaparken psikolog yada psikiyatristi aynı anlamda kullanmaktadır. Psikiyatrist ve psikolog farklı disiplinlerden gelmekte ve eğitimleri farklı özellikler taşımaktadır.

Psikiyatri, ruh sağlığı ve hastalıkları üzerine yoğunlaşan, genel tıbbın bir bölümüdür. Psikoloji ise insan ve hayvanların normal davranışları üzerine odaklanmış bir bilim dalıdır. Bir diğer deyişle, konu normal gelişim ise psikoloji, eğer normalden sapma ise psikiyatri alanına girmektedir.

Psikiyatrist tıp fakültesinden mezun olduktan sonra en az 4 yıl psikiyatri alanında eğitim almış hekimlere denir. Böylece aldığı eğitimle insanın hem genel hastalıkları hakkında bilgi sahibi olan hem de ruhsal yapısını tanımlama ve gerektiğinde tedavi etme yetki ve bilgisine sahip bir uzman ortaya çıkmaktadır.

Psikologlar edebiyat fakültesinin psikoloji bölümünden mezun olurlar. Tıp eğitimi almamışlardır ve hastalık tedavisi ile uğraşmaları ancak özel koşullar altında mümkün olabilir.

Psikologlar psikolojinin gelişim psikolojisi, endüstri psikolojisi gibi normal yaşamın gereği birçok alanında işlev görürler. Özel eğitim aldıkları takdirde, ruhsal hastalıkların tedavisinde de rolleri vardır. Ancak bu rol bir hastayı tek başına ele alıp değerlendirme ve tedavi kararı vermekten çok, hastalığın eğitim aldıkları yönünü tedavi etmekle sınırlıdır.

Psikiyatrik bozukluklarla bedensel hastalıkların birçok benzer yönü vardır. Bedensel hastalık-ruhsal bozukluk ayırımı yaşamsal önem taşır ve ancak tıp eğitimi almış profesyonellerce gerçekleştirilebilir. Bu nedenle bir ruhsal bozukluk söz konusu olduğunda başvuru psikiyatriste olmalıdır.

Psikologların tıp eğitimi almadıklarından dolayı ilaç yazamazlar. Psikiyatrik tedaviler mutlaka ilaçla tedavi edilir diye bir kural yoktur. Günlük yaşamda ilaç tedavilerine sıcak bakanların psikiyatriste, ilaç tedavilerinden korkanların psikoloğa başvurduğu sık karşılaşılan bir gerçektir. Başvuruyu bu düşünceyle şekillendirmek doğru değildir. Psikiyatrist ilaç dışı tedavileri uygulayamaz diye bir kural ya da kısıtlama yoktur. Psikiyatrist mutlaka ilaç yazar diye bir uygulama da bulunmamaktadır. İyi bir psikiyatristden beklenen hastayı değerlendirip, doğru tanıyı koyması ve hastaya uygun en doğru tedaviyi uygulamasıdır. Bu uygulama ilaç ta olabilir, ilaç dışı bir tedavi yaklaşımı da.

Klinik tablo, kaygı bozukluğu, panik bozukluk, depresyon, şizofreni, gibi bir ruhsal bozukluk düşündürüyorsa, başvuru psikiyatristlere olmalıdır. Bunun en önemli nedeni şudur. Birçok bedensel hastalık psikiyatrik bozukluk gibi belirtiler verebilir. Bunun tam tersi birçok psikiyatrik bozuklukta da bedensel bir hastalığı düşündüren belirtiler görülebilir. Uygun tedavi için bu ayırımın yapılması çok önemlidir. Bu ayırım ancak tıp doktorları tarafından gerçekleştirilebilir. Bunun dışında, günümüzde birçok psikiyatrik bozukluğun tedavisinde ilaç tedavileri önemli bir yer tutmaktadır. Psikologlar ilaç tedavileri konusunda eğitim almazlar ve ilaç kullanma yetkileri yoktur.

Psikiyatrik bozukluk düşündürecek şiddette olmayan, kişilerarası ilişkiye ait, uyum sorunu, gelişimsel sorunlar gibi durumlarda başvuru psikologlara olmalıdır. Normal şartlarda, ilk değerlendirmeyi izleyen dönemde, her iki meslek grubundan da yanlış başvuruyu düzeltmesi beklenir.

Bunun yanında, özel eğitim almış psikologların bazı psikiyatrik bozuklukların tedavisinde önemli katkılarda bulunacağı da unutulmamalıdır. Günümüzde, birçok psikiyatrik bozukluk, ekip anlayışı ile psikiyatrist-psikolog tarafından ortaklaşa tedavi edilmektedir.

Psikiyatrik bozukluk nedir?

Psikiyatri biliminin sadece ağır ruhsal hastalıklarla ilgilendiği düşüncesi geçerli bir düşünce değildir. Bu anlayış çok eskilerde kalmış ve geçerliliğini yitirmiş bir düşüncedir. Günümüz sınıflandırma sistemlerinde çok sayıda ruhsal bozukluk yer almaktadır ve bunların çok büyük bölümü ağır ruhsal bozukluklar dışında kalan bozukluklardan oluşmaktadır. Örneğin korkular, örneğin mutsuzluk, örneğin çekingenlik, örneğin nedeni bulunamamış ağrılar gibi birçok yakınma psikiyatri alanında değerlendirilen bozuklukların belirtileri olabilir.

Yakınmalarımın psikolojik olduğunu söylediler. Oysa benim hiçbir derdim yok. Bu yaklaşım doğru mudur?

Psikiyatrik bozukluklarda birçok bedensel belirti ortaya çıkmaktadır. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi, mide bulantısı, yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrıları, terleme, titreme, ellerin buz gibi olması, bayılma, felç derecesine kadar ulaşabilen kas güçsüzlüğü psikiyatrik bozukluklarda görülen bedensel belirtilere örnek olarak verilebilir. Bu belirtileri gösteren hastalar doktorlara başvurduklarında, bu belirtileri oluşturma olasılığı taşıyan bedensel hastalıklar mutlaka araştırılacaktır. Gerekirse tetkikler yaptırılacaktır. Yeteri kadar incelemeye karşın bedensel bir hastalıkla açıklanamayan belirtilerin psikiyatrik bir bozukluktan kaynaklanıyor olma olasılığı yüksektir. Bu belirtilerin ortaya çıkması için üzücü bir neden bulunması şart değildir. Bu durumlarda psikiyatriste başvurmaktan kaçınılmamalıdır. Ayrıca unutulmamalıdır, psikiyatrist bir tıp doktorudur. Eğer bu belirtiler psikiyatrik bir bozuklukla uyumlu değilse ya da bedensel bir hastalık şüphesi yeteri kadar dışlanmamışsa, gerekli tıbbi araştırmada bulunacaktır.

Psikiyatrik Bozukluk Güçsüz İnsanlarda mı Ortaya Çıkar?

Günümüzde ruhsal bozuklukların kesin nedenleri henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Eskilerde daha çok psikolojik nedenler ön planda iken, inceleme tekniklerindeki gelişmelere paralel olarak artık psikiyatrik bozuklukların biyolojik nedenleri konusunda daha çok bilgi birikimi bulunmaktadır. Güncel bilimsel veriler psikiyatrik bozuklukların temelinde biyolojik etkenlerin önemli rol oynadığına işaret etmektedir. Bu anlamda, psikiyatrik bozuklukların bir güçsüzlük olarak görülmesi doğru değildir. Psikiyatrik bozukluklar sarılık, pnömoni, romatizma gibi diğer bedensel hastalıklara benzer ve güçsüzlük olarak görülmesi yanlış bir düşüncedir.

Psikiyatrik bozukluklarda da erken teşhis ve tedavi önemli midir?

Psikiyatrik bozuklukların toplumda çok sık olmasına karşın, psikiyatrik başvuru ve tedavi konusunda gerçekçi bir toplum bilinci oluştuğu söylenemez. Genel tıpta psikiyatri bilimine yeterli önem verildiğini söylemek de zordur. Gerek bilgisizlik gerekse başka nedenlerle hastaların psikiyatriste başvurmaktan kaçınması, belirtilerin başlaması ile uygun tedavilerin başlaması arasında yıllar geçmesine neden olmaktadır. Bu gecikmenin birçok olumsuz sonucu bulunmaktadır. Hastaların gereksiz tetkik ve tedavilerle karşı karşıya kalma olasılığı artmaktadır, maliyet yükselmektedir ve en önemlisi hasta kendi kendisine çözüm yolları aramaktadır. Hastanın kendi bulduğu çözüm yolları genelde kısa sürede rahatlatıcı görünmekle birlikte, uzun dönemde zararlı yöntemler olabilmektedir. Madde kullanımı buna örnek olarak verilebilir. Hasta çeşitli maddeler kullanarak uykusuzluk, sıkıntı, öfke gibi birçok sorununu kısa dönemde çözüyor gibi görünebilir. Ancak uzun dönemde, madde kullanımının kendisi bir sorun olacaktır. Bu nedenle, psikiyatrik bozukluklara, aynı bedensel hastalıklarda olduğu gibi ne kadar erken müdahale edilirse, o denli iyi sonuçlara ulaşılır.

Psikiyatrik bozukluklar önemli midir?

Bazı psikiyatrik bozukluklarda ağır davranış ve düşünce bozuklukları görülür. Bu bozukluklar herkes tarafından kolayca fark edilir. Çünkü çalışma, aile yaşamı, kendine bakım gibi işlevselliğin önemli alanlarında büyük bozulmalar ortaya çıkar. Şizofreni, zeka gerilikleri, ağır depresyon bu hastalıklara örnek olarak verilebilir.

Bazı psikiyatrik bozukluklarda işlevsel bozukluklar dönemler halinde ortaya çıkar ve iyilik dönemlerinde hiçbir belirti kalmaz. Bazı iki uçlu duygudurum bozukluğu olguları (bipolar bozukluk), depresyon, panik bozukluk örnek olarak verilebilir.

Esas sorun işlevselliğin göreceli olarak korunduğu psikiyatrik bozukluklardadır. Bu bozukluklar kişi söz etmedikçe anlaşılamaz ve kişiler de genellikle belirtileri gizleme ya da kendi kendine düzeltme eğilimindedirler. Özgül ve sosyal fobi, yaygın anksiyete bozukluğu, hafif depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, somatizasyon bozukluğu, hipokondriazis bu duruma örnek olarak verilebilecek psikiyatrik bozukluklardır. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, bu tür psikiyatrik bozuklukların yaşam kalitesini önemli derecede etkilediğini göstermektedir. Önemsiz gibi görünen bu tür psikiyatrik bozuklukların bile, yaşam kalitesini en az diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bedensel hastalıklar kadar etkilediği araştırmalarla açıkça ortaya konmuştur. Üstelik şimdilerde önemsiz gibi görünen psikiyatrik bozuklukların zamanla şiddetlenme ya da daha şiddetli başka psikiyatrik bozukluklara zemin oluşturma olasılığının bulunduğu da unutulmamalıdır.

Ben hep böyleydim, tedaviden yarar görür müyüm?

Genellikle çocukluktan beri var olan belirtiler kişilik yapısıyla ilişkilidir. Kişilik yapısıyla ilişkili olsa bile, uygun tedavilerle birçok belirtinin düzeltilmesi mümkündür. Kişilik yapısının ürünü gibi görünen birçok özelliğin, çok küçük yaşlarda başlamış, düzelme olasılığı bulunan bir ruhsal bozukluk olma olasılığı da vardır. Bu nedenle yaşam kalitesini etkileyen her türlü sorun ya da belirti de profesyonel yardım istemekte yarar vardır.

Psikiyatrik ilaç kullanıyorum, çocuk yapmaktan korkuyorum. Hamilelikte hastalanırsam ne yapacağım?

Hamilelik durumunda ilke olarak hiçbir psikiyatrik ilaç kullanılmaz. Ancak, ruhsal bozukluğun şiddetine göre, kar-zarar değerlendirilmesi yapılarak, düşük riskli ilaçların kullanılması da mümkündür. Özellikle hamileliğin ilk 3 ayı riskin en yüksek olduğu dönemdir. Ancak, “hamilelikte hastalanırsam, ne yaparım?” düşüncesiyle çocuk sahibi olmaktan kaçınmak doğru değildir. Mutlak ilaç kullanılması gereken ağır psikiyatrik durumlar dışında, birçok psikiyatrik bozuklukta uygun süre ilaç kullanımından sonra ilaç tedavisi bırakılır ve hamileliğe izin verilebilir. Hamilelik döneminde psikiyatrik belirtiler tekrarlarsa hastanın durumu değerlendirilir ve ilaç dışı tedaviler uygulanabilir. Hamilelik dönemine ve psikiyatrik belirtilerin şiddetine göre göreceli olarak daha az zararlı ilaçların kullanılması da mümkündür. Tüm bu işlemler mutlaka değişik disiplinlerden doktorların yer aldığı bir ekip kontrolünde gerçekleştirilmelidir.

Psikiyatrik bozukluklarım bedensel hastalıkları etkiler mi?

Aslında hastalıkların ruhsal ve bedensel olarak ayrılması sadece eğitimle ilişkili bir konudur. Birçok ruhsal bozukluğun biyolojik nedeni, birçok bedensel hastalığın da ruhsal yansımaları vardır. Bir diğer deyişle beden ve ruh yakın bir etkileşim içerisindedir. Kalp krizi, kanser, böbrek yetmezliği gibi birçok hastalıkta depresyon, anksiyete bozuklukları gibi ruhsal bozuklukların görülme riski yüksektir. Bedensel hastalıklara eşlik eden ruhsal bozukluklar şu olumsuzluklara neden olabilir.

  • Temel hastalığın şiddetini artırabilir.
  • Temel hastalığın iyileşmesini geciktirebilir.
  • Hastane tedavisinin uzamasına neden olabilir.
  • Komplikasyon olasılığını artırabilir.
  • Tedaviye uyumu bozabilir.
  • Hasta-hekim işbirliğini bozabilir.

Özellikle uygun tedavilere rağmen beklenen sonuçların alınamadığı ya da psikiyatrik belirtiler gösteren bedensel hastalık sahipleri mutlaka psikiyatrik yönden değerlendirilmelidir.

İlaç kullanıyordum, hamile olduğumu öğrendim. Ne yapmalıyım?

İlke olarak, hamilelikte psikiyatrik ilaçların kullanılması sakıncalıdır. İlaçların bebeğe zarar verme olasılığı bulunmakla birlikte, zarar verme olasılığının %100 olduğu da söylenemez. İlaç kullanırken hamile kalınırsa, derhal doktor ile iletişim kurulmalı ve kullanılan ilacın tipine ve hastalığın şiddetine göre bir değerlendirme yapılmalıdır. Yaşamsal öneme sahip bir psikiyatrik sorun yok ise, doğum arzulanıyor ve hekime başvuru gecikecekse kullanılan ilaç hemen kesilmelidir.

Ömür boyu ilaç mı kullanacağım?

Psikiyatride kullanılan ilaçların ne kadar süre kullanılacağı hastadan hastaya ve hastalıktan hastalığa değişmektedir. En doğru süreyi ancak doktorunuz bilebilir. Bu konuda en doğru yaklaşım, doktorunuzun bilgisi olmadan ilaca başlamamak ya da tedaviyi sonlandırmamaktır.

Yıllardır geçmeyen ağrılarım var? Psikolojik olabilir mi?

Ağrı bedensel hastalıklarda en sık ortaya çıkan belirtilerden biridir. Birçok psikiyatrik bozuklukta da ağrı belirtisi ortaya çıkabilir. Bedensel bir hastalığa bağlı ağrı durumunda psikolojik tedavilerin çok işe yaradığı söylenemez. Bunun tam tersi, psikiyatrik bir bozukluktan kaynaklanan bir ağrı durumunda da tıbbi tedaviler işe yaramaz. Birçok tetkik ve tedaviye rağmen ağrılar bedensel bir hastalıkla açıklanamıyor ve düzelmiyorsa, mutlaka psikiyatrik yardım alınmalıdır.

Yıllardır sindirim sistemi sorunları yaşıyorum? Psikolojik olabilir mi?

Ağrı gibi, mide-barsak sistemi ile ilişkili belirtiler de psikiyatrik bozukluklarda sık görülür. Bulantı, kusma, ishal, sindirim güçlükleri, yanma hissi, şişkinlik, yutma güçlüğü psikiyatrik bozukluklarda sık ortaya çıkan mide-barsak sistemi belirtileridir. Mide-barsak sistemi yakınmalarıyla tedaviye başvuran hastaların yaklaşık yarısında psikiyatrik bozukluk bulunmaktadır.

Son zamanlarda çok unutkan oldum. Bu bunama belirtisi olabilir mi?

Bunama (demans) ileri yaşlarda ortaya çıkan ve temel belirtisi unutkanlık olan bir sendromdur. Genellikle 65 yaş sonrası ortaya çıkar ve yaş ilerledikçe bunama olasılığı artar. Her unutkanlık bunama belirtisi olmayabilir. Buna rağmen unutkanlık durumlarında bunun bunama belirtisi olduğu korkusu toplumda çok yaygındır. Bunama dışında birçok tedavi edilebilir psikiyatrik bozuklukta da unutkanlık ortaya çıkabilir. 65 yaş altında görülen unutkanlık büyük bir olasılıkla bunama dışında bir nedene bağlıdır.

Toplumda En Sık Görülen Psikiyatrik Bozukluklar Hangileridir?

Genel toplumun yaklaşık 1/3’ünde tedavi gerektirir bir psikiyatrik bozukluk olduğu bilimsel yöntemlerle açıkça ortaya konmuş bir gerçektir. Psikiyatri ile özdeşleştirilmiş olan ağır ruhsal bozuklukların genel toplumda görülme olasılığı ise %1-2 civarındadır. Bugün psikiyatrinin temel uğraşı alanını ağır ruhsal hastalıklar dışında kalan psikiyatrik bozuklukların oluşturduğunu söylemek mümkündür. En sık rastlanan psikiyatrik bozukluklar şöyle özetlenebilir.

Depresyon: Temel belirtileri zevk alamama ve elemli duygudurum olan ve bu belirtilere uyku düzensizliği, yorgunluk, benlik saygısında düşme, intihar düşünceleri, unutkanlık gibi belirtilerin eşlik ettiği bir sendromdur.

Özgül fobi: Asansör, böcek, fırtına, tünel, karanlık gibi çok sayıda nesne ve durumdan aşırı ve yersiz aşırı korku duyma halidir.

Sosyal fobi: Bir hata yaparım korkusuyla toplumsal etkinliklerden aşırı kaygı duyma ve kaçınma durumudur.

Yaygın anksiyete bozukluğu: Günlük olaylarla ilgili aşırı telaş ve kaygı duyma temel belirtisidir. Ağrılar, çabuk sinirlenme, yorgunluk, unutkanlık, huzursuzluk genellikle sık görülen diğer belirtileridir.

Panik bozukluğu: Nedensiz yoğun korku atakları ve ataklar arasında yeni ataklar geleceğine ilişkin aşırı bir endişe yaşama ile belirgin bir bozukluktur.

Madde kullanım bozuklukları: Alkol, esrar, sigara gibi maddelerin aşırı ve uzun süreli kullanma ve oluşan sorunlara rağmen bu alışkanlıklardan kurtulamama ile karakterize bir bozukluktur.

Yan etkisi olmayan ilaç yok mudur?

Psikiyatrik ilaçlar yaklaşık 50-60 yıldır tedavide kullanılmaktadır. Kullanılan ilaç sayısı giderek artmaktadır ve ülkemizde psikiyatrik tedavi için dünyada kullanılan ilaçların çok bir büyük bir bölümüne ulaşmak mümkündür. Psikiyatrik ilaçların birçok istenmeyen yan etkilerinin olduğu da bir gerçektir. İlaç endüstrisinde yan etkisi daha düşük ilaç elde etme konusunda büyük çabalar gösterilmektedir. Yan etkisi olmayan ilaç yok gibidir ancak ilaçları hekimlik sanatının inceliklerini kullanarak hiç ya da çok az yan etki ile kullanmak mümkündür.

Bitkisel ilaçlar kullanmak daha mı iyidir?

Psikiyatrik ilaçlarla ilişkili ön yargılar nedeniyle bitkisel ilaçlara yönelim eğilimi bulunmaktadır. Bitkisel kökenli ilaçlarla ilişkili çok sayıda bilimsel araştırma yapılmaktadır. Bu tedavilerin etkili olduğuna yönelik veriler de bulunmaktadır. Ancak, bitkisel ilaçlarla ilişkili bilimsel verilerin ve deneyimlerin, güncel psikiyatrik ilaçlarda olduğu kadar güçlü olduğunu söylemek mümkün değildir. Bitkisel ilaçların yan etkisinin olmadığı doğru değildir. Ayrıca bu tedavilerin kullanılacak ilaçlarlarla etkileşime girerek istenmedik sonuçlara yol açma olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle, bitkisel bir ilaç kullanılıyor ise, doktorunuzu mutlaka bilgilendiriniz.

Psikiyatrik bozukluklarda tedaviye başvuru oranları yüksek midir?

Toplumda çok yaygın olmasına karşın, psikiyatri hastalarının çoğu ya psikiyatrik tedaviden kaçınmakta ya da psikiyatri dışı bölümlere başvurmayı tercih etmektedir. Başvurulan bölümlerde de, bedensel belirtiler dile getirildiği ve ruhsal belirtilerden söz edilmediği için doğru tanı koyma olasılığı düşük olmaktadır. Bu durum ne yazık ki birçok olumsuzluklara yol açmaktadır.

Tedaviyi kabul etmeyen olgularda ne yapılmalıdır?

Ağır davranış bozukluklarının görüldüğü psikotik bozukluklarda ne yazık ki hastaların çoğu hasta olduklarını kabul etmezler. Ancak davranış bozukluğu ve işlevsellikteki bozulma o denli belirgindir ki çevre acil bir çözüm arayışına girer. Bu hastaları konuşarak ikna etmek güç olabilir. Hastanın kendine ve çevresine zarar verme olasılığı mevcut ise bazen fiziksel güç kullanarak tedaviye götürmek gerekebilir. Bunu yaparken;

  • Güvenlik tedbirlerine özen gösterilmelidir
  • Hastaya tutarlı bir şekilde “esas amacın kendisine yardımcı olmak olduğu” belirterek yaklaşılmalıdır. Ancak bir hasta olduğu unutulmamalı ve her söyleneni hemen yerine getireceği beklenmemelidir.
  • Hastanın saygı duyduğu kişilerin girişimde bulunması yararlı olabilir.
  • Fiziksel müdahalede bulunulacaksa, bu işlem hastayı kontrol edebilecek kadar kişinin bulunduğu bir ortamda gerçekleştirilmelidir.
  • Hastanın en kısa sürede, gerekirse hastaneye yatırma olanaklarının da bulunduğu bir merkeze götürülmesi sağlanmalıdır.

Ağır bir hastalık durumu yok ama yine de psikiyatriste başvurmasının iyi olacağını düşünüyorum. Kabul etmiyor, ne yapabilirim?

Ağır ruhsal belirtilerin bulunmadığı psikiyatrik bozukluklarda da başvurunun şiddetle reddedilmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Ebeveynleri, eşin ya da arkadaşların önerilerine rağmen birçok kişi psikiyatrik bozukluk damgası yemek korkusuyla tedaviye başvurmayı kabul etmemektedir. Bu durum genellikle kişiye yaklaşım yanlışlığından ya da tedavi önerisinin çok geç kalmış olmasından kaynaklamaktadır. Hasta tedaviye başvurmayı reddediyorsa;

  • Başvurması konusunda ısrar etmeye devam etmek yerine, başvurmaktan kaçınmasının nedenlerini anlamaya çalışın.
  • Bu girişimleri bir olayın ardından yaşanan kızgınlık yerine, sakin bir zamanda mantıklı cümlelerle gerçekleştirin.
  • Başvurunun normal olduğunu vurgulamak yanında gizliliği güvence altına almaya çalışın.
  • Bu konuda başkalarından yardım isterken, kişinin istemediği kişilere sırrının açıklanmasından rahatsız olabileceğini unutmayın.
  • Kandırarak doktora götürmenin geçici bir çözüm olacağını ve hatta zararlı olabileceğini göz önünde bulundurun.
  • Bir doktora gidelim demek yerine, belirlediğiniz bir doktora gitmeyi önerin ve neden bu doktoru seçtiğinizi açıklayın.
  • Tüm çabalar işe yaramıyorsa, olayı sıkıntı yaratacak düzeye getirmeyin. Daha uygun bir zamanda, uygun bir şekilde yeniden deneyin.
  • Doktora götürmüş olmanın her şeyi çözmek anlamına gelmediğini unutmayın.

Şok tedavisi nedir? Zararlı bir tedavi midir?

Halk arasında şok tedavisi olarak bilinen elektro konvulziv tedavi (EKT) çok sık başvurulan bir tedavi yöntemi değildir. Günümüzdeki kullanımı genellikle diğer tedavilerden yarar görmeyen şizofreni ve depresyon gibi durumlarla sınırlıdır. Bunun yanında yaşamsal risk oluşturacak derecede ağır depresyon olgularında ve bazı şizofreni türlerinde ilk tercih olarak da kullanılabilir. Çünkü EKT bazı psikiyatrik bozukluklarda en etkili ve en kısa sürede etkisini gösteren tedavi olma özelliğini devam ettirmektedir. Ön yargıların aksine, tehlikeli bir tedavi yöntemi olduğu söylenemez. Her tedavide olduğu gibi EKT’nin de yan etkileri vardır ancak kalıcı bir olumsuz etkisi yok denecek kadar seyrektir.

Diyabet hastasıyım. Çok mutsuzum. Hastalığım kontrol altında olduğu halde mutsuzluğum düzelmedi. Ne yapabilirim?

Diyabet, hipertansiyon gibi kronik bedensel hastalıklara çeşitli psikiyatrik bozuklukların eşlik etme olasılığı yüksektir. Bedensel hastalıklara psikiyatrik bozukluğun eşlik etmesi temel hastalığın şiddetini ve seyrini etkiler. Bu nedenle uzun süreli bedensel hastalığı olanların psikiyatrik bozukluklara duyarlı olabileceği unutulmamalı ve belirti görüldüğünde psikiyatrik yardım almanın yararlı olabileceği unutulmamalıdır. Kronik bedensel hastalıklara eşlik eden psikiyatrik bozukluklar uygun tedavi edilmediği takdirde, temel hastalığın şiddetini artırabilir ya da tedaviye yanıtı bozabilir.

Psikiyatrik bozukluklarda hangi tedavi yöntemlerine başvurulur?

Psikiyatride çok değişik tedavi yöntemleri kullanılabilir. İlaçlar günümüz psikiyatrik tedavilerinde en çok başvurulan tedavi yöntemidir. Psikoterapi olarak adlandırılan, kendi içerisinde yöntemsel bir tutarlılığı olan, konuşma esasına dayanan ilaç dışı tedavi yöntemleri de vardır. İdeal olan hastanın ve hastalığın durumuna göre en uygun tedavi yöntemini seçmek ya da birden çok tedavi yöntemini birlikte uygulamaktır.

Psikiyatride hangi durumlarda ilaç tedavisine başvurulmaktadır?

Psikiyatrik bozukluklar tüm dünyada sistemli olarak araştırılmakta ve yan etkisi daha az ve daha etkin tedavi yöntemlerine ulaşılmaya çalışılmaktadır. Psikiyatrik ilaçlar yıllar süren titiz araştırmaların ürünüdür. Eğer hastanın yakınmaları, ilaç tedavilerine yanıt verdiği kanıtlanmış bir sendromun belirtilerini karşılıyor ise ilaç başlanabilir. Psikiyatrik ilaçlar mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. İlacın başlanması, dozu, uygulama şekli, kullanma süresi, olası yan etkiler, başka ilaçlarla etkileşimi, tıbbi duruma uygunluğu, kesilmesi kendine özgü incelikler barındırır.

Çok sinirliyim, tedavi gerekir mi?

Çabuk sinirlenme birçok psikiyatrik bozuklukta ortaya çıkan bir belirtidir. Bu anlamda çabuk sinirlenme altta yatan bir psikiyatrik bozukluğun tek görünen belirtisi olabilir. Psikiyatrik yardım almak yararlı olabilir.

Psikiyatrik Bozukluklar Ne Sıklıkla Görülmektedir?

Araştırmalar, toplumun üçte birinde psikiyatrik yardım gerektirir bir bozukluk olduğuna işaret etmektedir. Tıbbın birçok bölümünde teşhis ve etkili tedavi yöntemlerinin zorluğu söz konusu iken, psikiyatride temel sorun başvuru azlığıdır. Psikiyatride uygun tedavilerle çok iyi sonuçlar almak mümkündür. Buna rağmen çoğu kişi, yaşadıklarının normal olduğunu, kendi başına başa çıkabileceğini, ilaçların bağımlılık ya da uyuşturma gibi yan etkilerinin olduğunu düşünerek psikiyatrik başvuruda bulunmaktan kaçınmaktadır.

Psikiyatrik Hastalıklarda Tedavi Mümkün müdür?

En ağır ruhsal hastalıklarda bile hastaların çoğu iyileşir. Şizofreni olgularının %30-35’inde tamamen, %30-35’inde ise kısmen iyileşme söz konusudur. Depresyon, anksiyete, somatoform bozukluklar gibi bozukluklarda iyileşme oranları %80-90 civarındadır.

Psikiyatrik İlaçlar Bağımlılık Yapar mı?

Günümüz psikiyatrisinde kullanılan çok sayıda ilaç bulunmaktadır. Bu ilaçların çok azı bağımlılık potansiyeline sahiptir. Bu potansiyele sahip ilaçlar da zaten kısa süreli kullanılır. Doktor önerilerine uygun kullanıldığında, hiçbir psikiyatrik ilaç bağımlılık yapmaz.

İlaçları Kullanma Süresi Ne kadardır?

İlaçların ne kadar kullanılacağı psikiyatrik bozukluğun cinsine, şiddetine, daha önceki hastalık dönemlerinin bulunup bulunmamasına göre değişkenlik gösterir. Bunun en iyi kararını doktorunuz verecektir.

Kendimi İyi Hissedersem İlaçları Bırakabilir miyim?

Yakınma nedeni olan belirtiler düzelse de doktora danışmadan tedavi sonlandırılmamalıdır. Çünkü psikiyatrik bozuklukların yineleme olasılığı mevcuttur. Koruyucu olarak ilaç kullanılmalıdır.

Tedaviyi Nasıl Sonlandırmalıyım?

Tedavinin sonlandırılmasına karar verildiğinde, bu işlem dozun yavaş yavaş azaltılması şeklinde gerçekleştirilmelidir.

İlaçları Bir Gün Bıraksam, Kötü Oluyorum. Bunu Sebebi Nedir?

Bazı ilaçlar birden bırakıldığında yoksunluk belirtisi ortaya çıkabilir. Hastalar genellikle bu durumu hastalıklarının tekrar ettiği şeklinde yorumlarlar. İlaçlar asla birden bırakılmamalıdır.

Sabah ilacımı alıp almadığı mı hatırlamıyorum. Bir tane daha alsam zararlı olur mu?

Bu kullanılan ilaca göre değişmekle birlikte, fazladan ilaç almak, ilacı kullanmamış olmaktan daha iyidir. Bir doz fazladan almış olmanın sorun oluşturma olasılığı yok denecek kadar azdır.

İlaçların Ne Gibi Yan Etkileri Vardır?

Psikiyatride çok sayıda ilaç kullanılmaktadır. Kullanılan ilacın tipine göre çeşitli yan etkiler ortaya çıkabilir. Antidepresanlar sıklıkla; ağız kuruması, kabızlık, idrar yapma güçlüğü, görme bulanıklığı, bulantı, ishal, çarpıntı, baş ağrısı, iştah ve uyku değişiklikleri, sıkıntı artışı, huzursuzluk, deri döküntüleri, cinsel isteksizlik yapabilir.

Antipsikotikler; kasılma, uyku hali, hareketlerde yavaşlama, titreme, uyku, yerinde duramama, ağız kuruması, tükürük salgısında artış, kilo artışı, tansiyon düşüklüğü, hareket bozuklukları yapabilir.

Antidepresanlar; bulantı, ishal, baş ağrısı, ağız kuruması, iştah ve uyku değişiklikleri, cinsel sorunlar yapabilir.

Benzodiazepinler; uyku ve sersemlik, tansiyon düşüklüğü, koordinasyon ve denge sorunları, bağımlılık oluşturabilir.

Duygudurum dengeleyicileri; kilo artışı, idrar artışı, bulantı, çift görme, karaciğer toksisitesi, kansızlık, döküntü, durgunluk yapabilir.

Şüphesiz, ilaçların burada sayılmayan çok daha fazla birçok yan etkisi vardır. Ancak hastanın ve hastalığın durumuna uygun önlemleri alarak, hiç yan etki oluşturmadan ya da çok az bir yan etki ile tedavi mümkündür.

Psikiyatrik ilaçlar intihar düşüncelerini artırır mı?

Psikiyatrik bozukluklarda intihar olasılığı bulunmaktadır. İntihar oranları bozukluğa göre farklı oranlarda olmakla birlikte, depresyon, madde bağımlılığı ve şizofreni de göreceli olarak daha sık ortaya çıkmaktadır. Bu hastalıkların tedavisinde de genellikle çeşitli ilaç tedavileri uygulanmaktadır. Dolayısıyla intiharın, bozukluktan mı yoksa ilaçtan mı olduğunu ortaya koymak pek mümkün olamamaktadır. İlaç ve intihar ilişkisi birçok araştırmanın konusu olmuştur. Kesin bir sonuca ulaşılmamış olmakla birlikte, bu konudaki veriler şöyle özetlenebilir.

  • İlaçların doğrudan intihar oluşumuna katkıda bulunduğu söylenemez. Ancak ilaç yan etkileri ile intihar düşüncelerinin tetiklenmesi arasında bir ilişki olabilir.
  • Günümüzde sık kullanılan antidepresanların intiharı tetiklediğine yönelik kesin kanıtlar bulunmamaktadır. Bununla birlikte özellikle gençlerde kullanırken özen gösterilmelidir.
  • İntihar-ilaç ilişkisinde önemli olan, her görüşmede intihar düşüncelerinin araştırılmasıdır.
  • Böyle bir etki olur kaygısıyla tedaviden uzak kalmanın da çok sakıncalı olduğu unutulmamalıdır. Doktorunuz tedavinin olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirerek bir karara vardığını unutmayınız

Psikiyatrik ilaçların prospektüsünde birçok yan etki olduğundan söz edilmektedir. Bu yan etkiler tehlikeli midir?

Her türlü ilacın yan etkisi mutlaka vardır. Bu yan etkilerin prospektüste belirtilmesi yasal zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Bir ilaç uygulandığında, önemli yan etkiler konusunda doktorunuz sizi bilgilendirecektir. Yazılı olan her yan etkinin sizde ortaya çıkacağını düşünmeyiniz. Yan etkinin çıkmama olasılığının daha yüksek olduğunu unutmayınız.

Psikiyatrik bozukluklar iyileşir mi?

Psikiyatrik bozukluklarda iyileşme olasılığı yüksektir. En ağır psikiyatrik bozukluklar da bile iyileşme %50’den az değildir. Şüphesiz iyileşme olasılığı ve iyileşme oranı psikiyatrik bozukluğun tipine göre değişmektedir. İyileşmenin süresi de farklılık gösterir. Bazen kısa sürede sonuç alınırken bazen bu süre daha uzun olabilir.

Yıllardır tedavi görüyorum, iyileşmedim. Neden?

Psikiyatrik tedaviler hafiften şiddetliye sıralanarak bir düzen içerisinde uygulanır. İlk başta göreceli olarak daha hafif tedaviler uygulanır ve tedaviye yanıt durumuna göre tedavinin şiddeti artırılır. Bu uygulamaların belirli bir süre getireceği de açıktır. Tedaviye yanıt alınamamasının birçok nedeni olabilir. Ancak şu unutulmamalıdır, gerekli şartlar yerine getirilirse, her türlü psikiyatrik bozuklukta büyük bir olasılıkla sonuç alınır.

Hipnoz yararlı bir tedavi midir?

Hipnoz bazı psikiyatrik bozuklukların tanı ve tedavisinde kullanılmış olan tarihsel bir yöntemdir. Birçok bozukluğun tedavisinde denemiş ve yararlı bulunmamıştır. Günümüz psikiyatri biliminde tercih edilen bir tedavi yöntemi olduğu söylenemez. Buna rağmen halk arasında hipnozla tedavi isteklerinin yoğun olduğu da bir gerçektir. Bazı durumlarda kısa sürede yararlı olduğu ileri sürülse de uzun dönemde yararlı olduğu ya da bilimsel tedavi yöntemlerine bir üstünlüğü olduğu ileri sürülemez.

İlaç Kullanırken Alkol İçilir mi?

İlke olarak psikiyatrik ilaç kullanırken alkol alınmamalıdır. Bazı ilaçlarla birlikte asla alkol almamak gerekirken, alkol ile etkileşimi düşük ilaçlar da bulunmaktadır.