• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

RANDEVU TAKVİMİ
İLETİŞİM BİLGİLERİ
Adres:
Kenedy Caddesi Örnek Apt. No:35/7 Tunalı Hilmi / ANKARA

Telefon:
0(312) 417 38 38

Faks:
0(312) 417 70 75

Email:
info@adnancansever.com
GELEN E-POSTALAR
SİTE HARİTASI

OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

         İstenmeden, yineleyici şekilde zihne gelen rahatsızlık verici düşünce ve dürtülere obsesyon (saplantı) denmektedir. Obsesyonların oluşturduğu sıkıntıyı azaltmak amacıyla yapılan yineleyici davranış ya da zihinsel eylemlere ise kompulsiyon (zorlantı) adı verilmektedir.

         Obsesif-kompulsif bozukluğun (OKB) başlıca özelliği, zamanın boşa harcanmasına neden olacak derecede ağır olan ya da belirgin düzeyde sıkıntı oluşturan, işlevselliği bozan obsesyon ve kompulsiyonların olmasıdır. Örneğin hastada sürekli kendisine mikrop bulaştığına dair bir düşünce vardır (obsesyon). Bu düşünce hastanın zihnini devamlı meşgul ediyordur. Hasta bu düşüncenin verdiği sıkıntıdan kurtulmak için sürekli olarak elini yıkama gereksinimi duymaktadır (kompulsiyon).

         OKB çok sıkıntı veren ve işlevselliği önemli derecede bozan psikiyatrik bozukluklardan biridir. Çöğu psikiyatrik bozuklukta, düşük bir olasılık da olsa, kendiliğinden iyileşme mümkünken, OKB’de bu neredeyse imkansızdır.

En sık görülen obsesyonlar şunlardır.

         Bulaşma Obsesyonları: Temas ile hastalık bulaşacağı ya da kirlenileceği düşüncesindeki aşırılık.

         Kuşku Obsesyonları: Kapıyı kilitleyip kilitlemediği, ocağı kapatıp kapatmadığı gibi bir eylemi yerine getirip getirmediği konusunda aşırı tereddüt yaşama.

         Simetri Obsesyonları: Eşyaların düzenli ya da simetrik olmamasından aşırı sıkıntı duyma hali.

         Agresif ya da Korkunç Dürtüler: Çocuğunu yaralama, ibadet ederken küfretme isteği gibi zihni sürekli meşgul eden düşünceler.

         Cinsel Düşler: Tekrar tekrar pornografik görüntülerin görülmesi, çocuğuna cinsel saldırıda bulunacağı gibi endişelerin olması.

OKB’li bazı hastalar obsesyonların aşırı, anlamsız ve saçma olduğunun farkındayken, bazıları obsesyonları açıklayan haklı gerekçeler ileri sürer ve hastalığı kabul etmezler.

Hastalar genellikle obsedan düşüncelere önem vermemeye, baskılamaya ve gizlemeye çalışır. Bazen de başka bir düşünce ve eylemle bu düşünceleri etkisizleştirerek (kompulsiyon), hastalığı gündelik yaşamı içerisinde fark edilmeyecek bir hale dönüştürür. Bu durum tedavinin gecikmesine yol açar.

Obsesif kompulsif bozukluğun tipik şeklinde kişi herhangi bir şeye her temastan sonra defalarca elini yıkar, eve geldiğinde tüm elbiselerini dezenfekte etmeye çalışır, sokağa çıkarken defalarca kapıyı kilitleyip kilitlemediğini kontrol eder.

En sık görülen kompulsiyonlar yıkama ve temizlenme, sayma, kontrol etme, sıraya koyma tarzındaki kompulsiyonlardır.

Obsesyon ve kompulsiyonlar kişinin dikkatini bir yere yoğunlaştırmasına engel olarak bilişsel etkinliklerinde yetersizliğe ve işlevsellikte bozulmaya yol açar.

Uyku düzensizliği, hipokondriak uğraşlar, suçluluk duygusu, alkol ve madde kullanımı gibi belirtiler de klinik tabloya eşlik edebilir. Ayrıca bu tip hastalarda major depresyon, diğer anksiyete bozuklukları, yeme bozukluğu, tik (Tourette) bozukluğu, obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu gibi ruhsal bozuklukların görülme riski toplum normallerinin üzerindedir.

Kültüre özgü obsedan özellikler ya da günlük olayların zihni aşırı meşgul etmesi obsesif-kompulsif bozukluk olarak değerlendirilmemelidir.

 

Yaygınlık

            Genellikle ergenlik ve genç erişkinlik yaşlarında başlar. Kadınlarda başlama yaşı 20-29 iken, erkeklerde başlangıç daha erken yaşlarda olmaktadır (6-15 yaş). Belirtiler çoğunlukla yavaş ortaya çıkarsa da bazı kişilerde aniden başlayabilir. Toplumun %1.5-2’sinin bu hastalıktan etkilendiği düşünülmektedir.

 

Seyir  

         Genellikle kronik dalgalı bir seyir gösterir. Stresli durumlar hastalık belirtilerinin alevlenmesine yol açabilmektedir. %5 olguda ara dönemlerde hiç bulgu olmayabilir. Hastaların %15’inde ise mesleki ve toplumsal işlevsellikte ilerleyen bir yıkım görülür.

 

Tedavi

OKB tedavisinde en etkili yöntemler ilaçlar ve bilişsel-davranışçı yaklaşımlardır. İkisi birlikte uygulandığında daha etkili olmaktadır.

Diğer ruhsal bozukluklarla karşılaştırıldığında, tedaviye yanıt daha geç ortaya çıkar. Gecikmeden başvuran hastalarda tedavinin gerekleri yerine getirilirse önemli gelişmeler sağlanabilir.


Yorumlar - Yorum Yaz